“Büyük babalarımın düşmanı olan Kaşkalar bile beni desteklediler;Bütün Hattuşa da benim arkamda idi”III.Hattuşili
Tarihi kurgu romanları okurken, eğer gerçekte olanları biliyorsanız, roman daha keyifli oluyor. Hem bilginizi güncelliyorsunuz, hem de eserdeki olaylarla karşılaştırma imkanı buluyorsunuz. Bu noktada yanlış bilgileri ayıklamanın ve özellikle son dönem Osmanlı tarihi hakkında çıkan spekülatif bazı tarihi kurgu romanları ile elinizdeki romanı karşılaştırmanın keyfini yaşıyorsunuz. Demir Taht sayesinde sadece tarihte olan olayları edebi anlatımla süsleyerek de aslına uygun roman yazılabildiğini fark edebilirsiniz. Roman da çok göze batmasa da dikkatimi çeken tek olumsuz ayrıntı, romandaki karakterlerin konuşurken o dönem konuşmalarında bulunması mümkün olmayan ifade ve duygu aktarımına sebebiyet verecek kelimeler kullanılması. Örneğin, Tanuhepa’nın Urhi-Teşup’u hırslandırmak için “Herkes amcan için ‘helal olsun bak yeğenini nasıl da tahta çıkardı diyorlar” cümlesindeki helal olsun ifadesi hem edebi, hem de tarihi anlamda Hitit soylularının konuşmaları olarak nitelendirilemez. Zira bu tip kalıp kelime öbeklerinin okuyucuya aktardığı somut anlamının dışında, soyut vurguları da mevcuttur. Hititler döneminde gelişmiş bir inanç sistemi olmakla birlikte; burada duygu aktarımı için yanlış cümlenin seçilmesi bir yana, bu toplumun kelime anlamı itibariyle helal-haram ayrımı yapacak duygu, düşünce ve inanç da olmaması da ayrı bir vaka. Elbette buradaki amaç tek cümle üzerinden yargılama yapmak değil; ancak kanaatime göre böyle durumlarda karakteri fazla konuşturmak, daha vahim hatalara sebebiyet verebilir. Sonuçta konuşma kendini ifade biçimidir ve Hitit uygarlığının kendini daha çok aynı cümleyi tekrarlayarak, dua ederek vs. yollarla ifade ettiğinin de göz önünde bulundurulması gerekir diye düşünüyorum.
Hitit tarihi, Osmanlı İmparatorluğunun yükseliş ve duraklama dönemi harem hikayelerini ve Valide Sultanlar ile yabancı uyruklu sultanların entrika dolu mücadelelerini aratmayacak kalitede hikayelere sahip. Yazar da bu durumu çok iyi değerlendirmiş ve Hitit tarihi kurgusu adına türünün kaliteli bir örneğini vücuda getirmiş. Belki de bu taht kavgaları Osmanlılara Bizans’tan değil de Hititlerden miras kalmış olabilir diye de insanı düşündürüyor. Kitabı okurken Hitit tarihine ilişkin pek çok şeyi de öğrenebilirsiniz. Örneğin Urhi-Teşup’un veliahtlığı sorgulanırken, bu hakkının dayanağı olan Telipinu Metni roman içerisinde özet olarak karakterlerin ağzından sunuluyor. Hikaye bütün Hatti ülkesini kapsıyor. Mısır’a, Arzava, Kizzuvatna, Mitanni, Kaşka, Amurru ve diğer küçük vasalların topraklarına seyahatinizi de mümkün kılıyor. Elbette ki, hikayenin özüne olan bağlılığı yitirmemek adına çok geniş bilgi verdiklerini söylemek de yanlış olur. Akıcı bir okuyuş ve okuyucuyu sarması sebebiyle kitabı elinize aldığınız gün bitirmeniz mümkün. Aynı gün içerisinde ara vermeden kitabı bitirebilmek için uykunuzdan feragat etmeyi göze alabileceğiniz romanlardan. Nisan 2014 basımı olduğu için ilk defa yeni çıkmış bir romanı da tanıtmış olma şerefini bahşetti bana.
Hititler ile ilgili güzel bir tarihi kurgu romanı okumak istiyorsanız, bunu keyifle yapmanızı garanti edebilecek bir roman.



