“Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür, ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez”L.N.Tolstoy
Aslında ilk etapta görüldüğü üzere, hukuk sisteminin ve bürokrasinin eleştirisinden ziyade bir hayat eleştirisi mevzu bahistir. Josef K.’nın suçlandığı bir dava, yargılanacağı bir mahkeme yoktur. Tutuklusu olduğu şey yaşamın ta kendisidir. Bay K. dünya hayatı tarafından esir edilmiş ve bunu farkına varmadan kabullenmiştir. Sebebinin ne olduğunu anlamadığı suç, insan psikolojisinin en derin gizemlerinden birisi olan suçluluk duygusunun ta kendisidir ve aslında bu dava sonucunda verilecek ceza, yani ölüm bu davadan kurtulmanın tek yoludur. Kafka’nın karanlık kaleminin en önemli özelliği “dava”nın varoluşçu felsefenin en çetrefilli, tedirgin edici ve boğucu haliyle dışavurumlarından birisi olmasıdır. Kafka’nın ruh dünyasının etkileri sık sık Bay K. üzerinde görülür. Hatta kahramanıyla hayata bakış noktasında çok özdeştir. Üslubun tedirgin ediciliğinden kaynaklanan iç karartıcı bir durgunlukta yaratabilir roman sizlerde. Bazı yerlerde çok sıkıldığınızı düşünebilirsiniz. Benim şahsi kanaatim, romandaki sıkıcılığın sebebi anlattığı şeyin ilginç olmamasından değil, hayatın kendisine ve kavram olarak hayatlarımıza dair en vurucu ve ürkütücü aynayı bizlere tutmasından kaynaklanmaktadır. Yoksa anlattığı konu çok ilginç ve hikaye nereye gideceği yönünde sürekli zihninizi beklemeye alan bir yapı arz etmekte. Kafka’nın sembolik anlatımları arkasında hayata dair şifreleri fark etmeye çalışarak tekrar tekrar okuyabileceğiniz ve her okuduğunuzda biraz daha tedirgin olabileceğiniz bir eser. Sizleri bilemem ama bence kitap okumak; eğlenmek, stres atmak veya benzeri kısıtlı bir duygu durumunun içine hapsolmak anlamına gelmemeli. İnsanlar ağlamak, üzülmek, korkmak, tedirgin olmak, düşünmek için de kitap okuyabilmelidir. Bu anlamda Kafka okumak benim hobilerimden biridir. Tarzı ve anlatımı rahatsız etmekle birlikte, bu rahatsızlığın insan doğasının anlamına dair sırlar barındırıyor olması ve bu sırları çözmeye çalışmak bana hep ayrı bir zevk vermiştir.
Kafka aslında hepimize hayatlarımızın sebepsiz bir suçluluğun bizleri esir ettiği ve yargılandığımız bir dava olduğunu anlatıyor. Etrafımızdaki herkes kendi davalarının çözümsüzlüğü içerisinde bir kısır döngünün içerisine hapsolmuşken, bizlerinde davalarından haberdardır. Kendi çözümsüzlüğünün farkında olmayan, özgürlüklerini hak etmek ve davalarını kazanmak için çaba harcamaktan yorulan, kabullenen, umursamayan insanlar için tek kurtuluş, cezalarını çekmek ve ölmek olsa gerektir. Ve kendisiyle hesaplaşmaktan kaçan her insan, bir sabah bileklerine hayatın kelepçeleri vurulmuş olarak uyanmayı seçmiş demektir.
Ya da birileri Josef K. gibilere iftira atmış olmalıdır…



