Türk toplumu olarak yaşadığımız siyasi, ekonomik ve benzeri buhranlardan sonra gülmeye aç bir toplum haline geldik. Öyle ki aslında güldüğümüz her şeyin kendi içimizden parçalar olduğunu, yaygın tabiriyle ağlanacak halimize güldüğümüzü bile fark etmedik. Fakat Cem Yılmaz bunu fark etti ve hayatımızda en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri olan kahkahayı bizlere getirdi. Cem Yılmaz karikatüristlikten sinemaya uzanan yolda peşi sıra getirdiği; argo, basitlik, belden aşağı espri tartışmalarına rağmen ülkenin en çok gülünen ismi ve bir komedi ikonu olmayı başardı. Esprilerinde yoğun zeka pırıltıları taşıması ile birlikte bir sektörde tekel olmanın bedelini de en ağır ödeyen isimlerden biri oldu. Ama buna rağmen tek kişilik gösterilerinde ulaşılamayan performansını her fırsatta paraya çevirmeyi bilmesi ve bunu çoğunlukla seyircinin gözüne sokması dahi kendisine ve komedisine duyulan ihtiyacı azaltmadı.
G.O.R.A. filmi sponsorluk sıkıntısı yüzünden sinemaya epey geç ulaştı; fakat bu ara dönemde filmin başarısındaki en önemli etken, A.R.O.G. filminin de alameti farikası olan CMYLMZ oldu. G.O.R.A. baş karakterinin Türk erkeğine yaptığı göndermeleri ve küfürleri arasında gişede rekorlar kırdı. Bununla birlikte çoğunlukla üstünde durulmayan görsel efektlerde Türk sinemasının geldiği noktanın bir devrim niteliğinde olduğuydu. Görsel açıdan Hollywood standartlarını yakalayan film, yazık ki senaryosu ve anlatımıyla da “kitsch” tabir edilen filmlerin önünü de açmayı başardı.
Bir uzay filmi sloganı, bir Yontma taş filmi sloganına dönerken aslında seyirciye çok farklı bir şey vaat edilmedi. Zaten çekilecek dedikoduları başladığında bile hem devam filmi olması hem de ilk filmin çok başarılı bir gişeye sahip olması sebebiyle ikinci filmin bu başarıdan bir miktar sebepleneceği belliydi. Fragmanlardan sonra gördük ki Arif sadece mekan ve zaman değiştirecek, G.O.R.A. filmindeki ekipte film bütünlüğü ve devamlılığını sağlamak amacıyla ilk filmdeki pozisyonlarını karşılar rollerde olacaklar. Aslında tamamen ayrı bir tartışma konusu olan sinemada küfür mevzuunun da epey tartışılacağı şimdiden belli gibi.
Kendisi toplum yaşantısı içerisinde küfrü ve argoyu bolca kullanan isimlerin beyazperde de söven bir karaktere bu kadar tepki göstermesi bilinçli bir eleştiri olmadığını gösterir durumda. Zira her filmi Rahibe Teresa standartları ile eleştirmeye kalkarsak eleştirilecek film kalmayacağını da kabul etmeliyiz. A.R.O.G. uzun bir süredir her fragmanı ile seyirciyi büyük bir güldürüye hazırlıyor. Tabii bu beklentinin filme zarar vermesi de muhtemel. Yine de gişe başarısı elde etmeye odaklandığı, hatta biletlerinin ön satışa çıkarılmış olduğu ve kahkahadan başka bir şey vaat etmeyen bir film olduğunu unutmamak gerekir.
G.O.R.A.’da Hollywood’un uzaylıya bakışını ti ye alan Cem Yılmaz, A.R.O.G.’ta aynı şeyi Jurassic Park için yapacağa benziyor. Açıkçası bir yontma taş filmi olarak “Taş Devri”ne bir gönderme olması da muhtemel. Ufak bir ayrıntı var ki, sanırım futbol ve ilkellik paraleli kurularak tartışma yaratacak bir bilinçaltı bağlantısı da hafiften seyirciye göz kırpmakta.
İşin başında Cem Yılmaz var ve güldürmekten başka iz bırakacak bir amacı olmayan gişe canavarı bir film niteliği ağırca hissediliyor. G.O.R.A. benzeri bir komedi filmi bizi bekliyor ve biletlerin ön satışta tükenmeye başladığı düşünülürse 5 Aralık’ta sinemalar epey kalabalık olacak. Gülmek için sıraya gireceğimiz kesin. Peki A.R.O.G. aynı başarıyı tekrarlayabilecek mi? Bunu ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz.



