Avukado

Efendim avokado belirli bir konudaki sıkıntımı anlatmak için seçmiş bulunduğum dolaylı anlatım yoludur. Avokado nezdimde Avukatı temsil etmektedir. Avukatlık daha da Türkçeleştirilmiş haliyle savunmanlık mesleğine bakış açısı, ülkemizde avokado denen meyve mi sebze mi ne haltsa işte ona yöneltilen bakış açısıyla aynıdır. Haydaaa nereden mi çıktı? Madde madde karşılaştırmalı açıklıyorum:

– Avokado ülkemizde zenginlerin ulaşıp yiyebildiği bir yiyecek olarak algılanır. Bir anlamda zenginliğin sembollerindendir. Ne yazık ki, avukata karşı da aynı bakış açısı geliştirilmiştir. Bir insan meslek olarak avukatlık yapıyorsa ya zengindir ya da muhtemelen yakın zamanda zengin olacaktır diye bir algı vardır.

– Avokadonun nasıl yenilmesi gerektiğini bilmeyen insanlar için avokado lezzetsiz, tatsız, tutsuz bir yiyecektir. Avukatın o herkesin gözünde büyüyen paraları hangi badireler atlatarak, hangi ağır sorumlulukların altından kalkarak kazandığını bilmeyenler için de avukat soyguncu, hırsız, para kazanmak için yalan söyleyen diplomalı yalancı statüsündedir. Yani tatsız, tutsuz ve lezzetsiz bir varlıktır.

– Avokadoların göbeklerinde sert sağlam bir çekirdek bulunur. Hakeza iyi ve kötü fark etmeksizin avukatların pek çoğunun da hukuk, felsefe ve adalet idealleri ile oluşturulmuş çok sert ve sağlam bir çekirdekleri vardır. Tıpkı avokado gibi zamanla etrafı yağlanır, kabuklanır ama o çekirdek hep oradadır. Bu sebeple avukatlar idealleri defalarca tecavüze uğramasına rağmen mesleklerini sevmeye devam ederler.

– Avokado biraz olgunlaşması beklendikten sonra daha lezzetli bir kıvama gelir. Taze taze yemeye kalkarsanız keyif vermez. Avukatın da olgunu, mesleğinde kendisini geliştirmiş olanı makbûldur.

– Avokado içerdiği bakır, demir, magnezyum, A, B, C, E ve K vitaminleri ve en önemlisi fosfor sebebiyle kıymetli bir yiyecektir. Verilen para ilk bakışta çok gelebilir ancak faydaları uzun süre insan vücuduna etki eder. Avukata da bir dava için vekalet ücreti ödediğinizde siz farkında olmak istemeseniz de, aldığı o ücretle uzun yıllar sürecek davanızı sizin canınızı en az sıkacak şekilde halletmeye ve takip etmeye çalışacaktır.

– Avukata da, avokadoya da verilen para insana gereksiz ve fazla gelir. Oysa ikisinde de bilmeyenler için pek çok fayda vardır.

Daha pek çok şey sayabilirim aziz arkadaşlarım. Lâkin geyiğimi burada noktalayacağım. Avukatlar aynı hukuk fakültesinden mezun oldukları halde ve çoğunlukla kendilerini diğer sınıf arkadaşlarına oranla daha fazla geliştirme şansı olmalarına karşın, hem sınıf arkadaşı olan hakim ve savcılar tarafından hor görülür, hem de onlardan destek alan kalem personeli ve hatta mübaşirlerin dahi tahkirlerine maruz kalır. Çünkü kültürel hukuk bilincimizde avukatlık müessesi yerli yerine oturmamıştır.

Yeri geldiğinde müvekkilinin psikologu, her türlü hatalı işlemin tek sorumlusu ve belki de müsebbibi falan filan, fişmekan. Ankara Barosu avukatları da son zamanlarda işlerini yapamaz hale gelsinler diye şehrin farklı taraflarına dağılmış dört adliye ve bir icra müdürlüğü arasında aynı gün içerisinde deli divane gezmekteler. Üstelik adliyelerden birisi, Ankara’nın en ciddi güvenlik sorunlarının olduğu, hava karardığında sokağa çıkmak istemeyeceğiniz, Ulus’un pavyonlar sokağının dibinde. Hani meşhur “Çinçin” var ya, şükür ki oraya da pek yakın. Bu avokado meselesini de facebook hukukçu grupları, eşim ve arkadaşlarım dolayısıyla çok sık işittiğim bu sıkıntılardan dolayı abartıp, köpürttüm.

Daha önce de söyledim. Ben işim gereği bu mesleğin çoğu sıkıntısından azadeyim. Dolayısıyla hâlâ işimi sevebiliyorum. Platonik bir şekilde de olsa. Ancak tüm meslektaşlarımla oturup kalktığımda pek çok şey duyuyor, hatta görüyorum. Hukuk, adalet ideallerimizin ne kadar afaki olduğunu anlıyorum. Yükünü çekip, işini yaptığınız müvekkillerin size bakış açılarını “boşa para alıyor, ne var ben de yaparım, diplomalı hırsız, Allah ellerine düşürmesin” diyen iğrenç bakışlarına şahit oluyorum ve tüm meslektaşlarım adına üzülüyorum. Kötü avukatlar var mı yok mu tartışması bir kenara, ülkenin her alanında, her kasada çürük elma var. Çürük elmalar da zamanla tüm kasayı bozar doğrudur. Ama bir avuç kalsak dahi, adaleti tesis etmek için kendi ruh sağlığından, ailelerinin mutluluğundan çalan insanlar da var. Ancak belli ki, bu sorunları bir de mesleğin genel sorunlarından biri olan hayati tehlikeyi daha da ciddi bir sorun haline getirerek çözmeye çalışıyorlar.

Evet aziz millet. Boşanmak isteyenlerin yuvasını biz yıkıyoruz. Borçlunun tepesine çöküp, evindeki donuna kadar alalım diye müvekkile biz akıl veriyoruz. İşleriniz bozulduysa kanuna uygun iş yapmak istemeyen avukatınız size engel olduğu için. İşçiyseniz bizim yüzümüzden, işverenseniz yine bizim yüzümüzden mahkemelerde sürünüyorsunuz. Global bir mafyayız biz. Baroda ruhsat alırken, hepinizin ceplerindeki parayı indiragandi yapmak için yemin ediyoruz.

We are very bad people…

Ve evet, bütün avokadoları biz zengin avukatlar yediğimiz için, bir avokado bile yiyemiyorsunuz!

En Çok Okunanlar

Diğer Başlıklar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz