Kıymetsiz Bilgi

On dakika öncesine kadar, aralıksız, soluksuz dört buçuk saati kitap okuyarak geçirince fark ettim ki; yanlış devirde doğru imkanlarla yaşıyorum. Örneğin okumanın, bilginin kıymetli olduğu Türk yeni çağında yaşamış olsaydım, okumak için bolca zamanım olmasına rağmen okuyacaklarıma ulaşabilecek teknolojinin sunduğu rahatlığım olmayacaktı. Bilgi ve ilim sahibi olabilmek için kâh kervanlarla, kâh tabana kuvvet sürekli seyahat etmek; Türkistan, Anadolu ve dahi Endülüs’ü görmek, orada hem bilgi edinmek, hem de hayatı tecrübe etmek gerekecekti. Yerleşik bir düzenim ve öğrendiklerim dışında evim diyebileceğim bir şey kalmayacaktı belki de.

Şimdi sahip olunan imkanlar ise muazzam. Ya bilgiye ya da bilgiyi içeren kitap veya makaleye ciddi bir efor sarf etmeden, hakikatte değeri ve maddi olarak ederi bulunmayan plastik kartlarda, bize içine yüklendiği söylenen elimizle tutmadığımız kağıtlarda yazan bir takım rakamlarla ulaşabiliyoruz. Kısaca para da diyebilirdim; ancak önce Lidyalıların buluşu, sonra Samîlerin tüm dünyaya atmış olduğu bankacılık kazığı sayesinde banknot yani bir diğer tabiriyle banka notu vasıtasıyla herhangi bir bankanın bir kağıda, burada bu kadar birim para var demesi ve tüm dünyanın buna iman etmesi olayına bir türlü aklım ermediğinden lafı dolandırıyorum. Neyse konu dağılmasın. Olmayan bir meta ile hakikate giden yolda gerekli bilgiyi, bir adım atmadan, ter dökmeden, acı çekmeden temin edebiliyoruz. Lâkin çağın bu imkanları aynı zamanda bu bilgiyi özümsemek ve okumak için ihtiyacımız olan zamanı yine elimizden alıyor. Televizyonlar, bilgisayarlar, akıllı telefonlar, sosyal medya hem bilgiye kolay ulaşmanın yolu, hem de o bilgiyi değerlendirmek yolundaki en büyük engel ve zaman katili.

Bu ikilemi dengeleyebilmek mümkün mü? Zira dört buçuk saatlik okumamı, telefonumdan gelen bir bildirim sesi bozdu. Belki de bilgiye ulaşmak dışında burada fazla zaman öldürmeyerek bir denge oluşturulabilir. Ancak geçmişte acı çekerek, emek vererek belki de zaman zaman kan dökerek edinilen bilgiye, uğrunda karşılaşılanlarla doğru orantılı şekilde değer veriliyormuş. Oysa şimdi, bilgi kolay ulaşılabilir olduğu için kıymetsiz olduğu gibi, bilgi sahibi de o bilgiye ulaşmanın kefaretini ödememiş olduğu için bilginin kıymetini karşısında durana anlatırken yansıtamıyor besbelli. Belki de bu sebepten bilmek, bilgi sahibi olmak da çok kıymetsiz bu topraklarda. Yoksa bu toplu delilik ve cehalet başka türlü izah edilemez.

Bir yerde bilgi sahibi olup bir şeyleri izah edememekten daha acıklı başka bir durum olamaz. O yüzden benim izahım budur. Bu arada para meselesi apayrı bir konu. Toplu bir delilik yaşıyoruz. Hepimizin bankalarda gerçekte var olmayan birikimlerimiz, emeğimizin karşısında ücret olarak kağıtlara yazılmış hayaller karşılığında çalıştığımız saçma bir rüya gibi bu dünya. Üzerine kitap bile yazılabilir ancak herkes -bizler dahil- aynı rüyayı görmeye ve devam ettirmeye inanılmaz istekliyiz. Ülkeler eskiden silahla teslim alınırdı. Şimdi üzerinde hakiki maddi karşılığı olmayan kağıt nesnelerle teslim alınıyor.

Yaşasın kapitalizm ve onun sundukları ile onu eleştirebilme özgürlüğü!!!

 

 

En Çok Okunanlar

Diğer Başlıklar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz