“Ol zamanda beylerin alkışı alkış, kargışı kargış idi”Dede Korkut
Geçmiş denen şey, hangi noktada durup saklandığı veya biriktiği belli olmayan soyut bir var olmuşluk hâli. Bütün insanlığın kendisini bu var olmuşluğa hapsedip, hapsetmediğini tek seslenişte söyleyemeyiz elbette. Velâkin, kendimizi belirli kalıplarla çevrelememizin en önemli nedenlerinden birisi de bir geçmişe sahip olmamız.
Sahi hepimiz bir geçmişe sahip miyiz? Yani geçmişte yaşadığımızı düşündüğümüz şeyleri gerçekten yaşamadığımıza inandığımız zamanlar olmuyor mu? Hatta bazı insanların kendi geçmişlerinde bulunmasından hoşlanmadığı anıları değiştirerek anlatmaya başladıkları ve belirli bir süre sonra kendi kurguladıkları yalana kendileri inanır hale geldikleri bir durum vardı.
Bunu kasıtlı olarak yapanların yanı sıra, Warwick Üniversitesinde yapılmış bir araştırmayı da hatırladım. İnsanların neredeyse yarısının yaşanmamış olayları yaşamış gibi hatırladığını tespit etmişti İngiliz bilim insanları. Belki ikisi de aynı durumun farklı cepheleridir kim bilir. Ben bilmem. Zira hafıza problemleri, psikoloji veya nörolojik konularda ahkâm kesebilecek ama hüküm veremeyecek güvenli bir konumdayım.
Ne diyordum? Evet ….Hafıza problemleri. Hafızalarımız problemli olabilir. Ne de olsa koca dünyada yaşayan taş çatlasa 40 kişiden fazlası bilinmeyen hipertimezi hastalarından biri değiliz. Onlar gibi geçmişin bütün ayrıntılarını kristal netliğinde hatırlayamıyor oluşumuz bir kabahat olmamalı. Ancak hafıza problemi dediğimiz şeyin, gerçek bir problem olup olmadığı üzerinde oturup düşünülmeli.
Hatta bunu genişçe düşünmek için hafızaya ilişkin pek bilinen bir fenomen olarak dejavudan da bahsetmek gerekir. En bilinen tanımıyla “bu anı daha önce yaşamıştım” olarak beliren bu fenomeni, çok sayıda paralel evrende aynı zamanda bulunan benliğimizin farkındalık içerisinde olduğu evrene (örneğin sizin şu anda bu yazıyı okuduğunuz evren) diğer evrenlerden gelip eklemlenen anılara bağlayan teoriler var.
Güzel kafalarımızı çok fazla yakmak ve beyinlerimizi çorbaya çevirmek istemiyorum ancak çok sayıda paralel evrende bulunan ve eş zamanlı olarak farklı hayatları tecrübe eden benliklerimizin, bir diğerinden ya da kendi özünden –Platon’a göre ideasından, Ajan Smith’e göre Matrix’ten- aldığı mesajlar bizim hafıza problemleri veya dejavu dediğimiz şeye sebep oluyor olabilir.
Geçmişimiz var mı sahi diye sormuştum. Dilimizin yeterliliği geçmişi geçip gittiğimizi anlatıyor bize. Oysa bu geçmişimizde kurguladıklarımız başka evrendeki geleceklerimizin algı bütünlüğünü değiştiriyor olabilir tam şu anda. Ya da bu satırlarda okuduğunuz bir cümle çoktan başka bir evrende hiç yaşamadığınız geçmişinizi değiştirdi. Ya da geleceğiniz çoktan belli ve bunu değiştirmek için yapabileceğiniz hiçbir şey yok.
Kimilerine göre günümüzün dini, hokkabazlığı, gözbağcılığı olan “kuantum”un, onun mekaniğinin, hadron çarpıştırıcısında olanların, Higgs bozonunun, zamanın ve zamansızlığın, kara deliklerin orta yerinde durup da sağa sola foton saçan bu öz benlik gerçekten var mı? Yoksa uyduruyor muyuz onu? Ya da parçası mıyız? Bir dolu soru sorasım var bu ay. Kendi cevaplarım var ahali. Ve fakat benden çıkan cevaplarla cevaplayamam sorularınızı. Kendinize ait cevaplarınız olsun. Sonra hepimizin cevapları toplanır belki tek bir kaynakta.
Ya da boş verin yormayın zihninizi. Belki de “Ol zamanın” hikâyeleridir bunlar. Geçmiş vardır ve gerimizde kalmıştır. Gelecek vardır ve önümüzde bekliyordur bizi. Şimdi de oradadır… Nerededir? Ben de bilmiyorum. Zihnini yormayacak olanlar cevaplasın bunu.
Ha bir ihtimal daha var. O da bu satırların yazarının deli olması. Neyse ki müsterih olabilirsiniz. Henüz kanıtlanmış bir deliliğim yok. Zaten delilik için kanıt arayan insanların tespit edebileceği bir normalliğe de sahip sayılmam. Tek merak ettiğim bu evrenlerin hangisindeydi Dedem Korkut ki “Ol zamanda beylerin alkışı alkış, kargışı kargış oldu”. Hangi zamanın beyleriydi ki bu beyler; duaları kodları değiştirdi, bedduaları sistemleri alaşağı etti? Dedem Korkut hangi zamanın Morpheus’u oldu da, sistemin içerisinde 12 boyu uyandırıp kurtarabildi?
Ol zaman gerçekten yaşandı mı?



