Mutlu Olmak Hakkında

Dün bir belgesel kanalında denk geldim. Mutluluk ile ilgili bilimsel araştırmaları paylaşıyorlardı. Bilim adamlarının araştırmalarına göre bir insanın mutlu olması %40 çevresel faktörlere, %50 ise genetik yatkınlığa bağlıymış. Bu bilgiyi aklımın bir köşesine yazdıktan sonra her ne hikmetse aklım Kutadgu Bilig’e kaydı. Yusuf Has Hacip’in bu mükemmel eserinde mutluluk bir dolunaya benzetilerek, insanın sürekli mutlu olamayacağı söyleniyordu.

İşin bilimsel boyutundan çok anlamam; ancak kültürel olarak çok fazla mutlu olmamaya kodlanmışız. Bu hem esatirimizde, hem edebiyatımızda, hem de inancımızda mevcut olan bir şey. Çok gülen, çok ağlar, çok güldük başımıza bir şey gelecek vb. kalıplar hayatımızda hep var. Bunun da üstüne, coğrafyamızda mutsuzluğun hakim olduğunu ve mutlu olan insanlardan çok hoşlanılmadığını da düşünürseniz hâl-i pür melalimiz net bir şekilde ortaya çıkar.

Mutsuzluk bulaşıcıdır. Ben mutluluğun bulaşıcı olduğunu söyleyenlere pek itibar etmiyorum; çünkü ülkemizin insanları çoğunlukla mutsuz olduğundan, karşısında mutlu, gülümseyen, enerjik, olumlu bir insan görmekten hoşlanmaz. Ona doğrudan kendi mutsuzluğunu bulaştırmaya çalışır. Kendi hayatındaki olumsuzluklardan başlayıp, mutlu olan insanın neden mutlu olmaması gerektiği, hayatı ciddiye almadığı, insanlarla dalga geçtiğine kadar vardırabilir konuyu. Oysa bu hayattan en büyük beklentim, karşımdaki insanın gülen yüzünü görmek. Hem profesyonel iş hayatı anlamında, hem de karşılıklı ilişkilerde bu beklentim vardır. Gülümseyen bir adamı taklit etmeye bayılırım. Çünkü gülümsemek taklitle başlayıp gerçek bir hale gelir. Buna karşın, mutsuz insanların karamsarlıkları, ağlaklıkları bana çok çabuk bulaşır. Devamında neden mutsuzum diye daha da mutsuz olurum.

Bundan beş sene önce çok daha mutlu bir insandım. Neşeli, esprili, başkalarının gayri ciddi dedikleri türden. Oysa bu hayatı somurtkan beyzadeler ve suratsız hanımefendilerden çok daha fazla ciddiye alıyorum. Bugün bu kadar mutsuz olmamızın sebebi, mutlu olmayı bir dolunay misali bekliyor olmamız. Mutlu olmak için çok çaba harcamamız gerektiği gibi aslında kültürel ve sosyal anlamda çok geride kalmış bir fikriyatın tesirindeyiz. Günümüzde mutlu olmak çok kolay. Gülümsemek ve mutsuz insanlarla, kötü haberlerle, siyasetle, kavgayla ruhu yaralayan ve zedeleyen olaylarla muhatap olmamak için kaçmak gerektiğini, kaçmanın kötü bir şey olmadığını bilmeniz yeterli.

Hasıl-ı kelam. Derin analiz yapan, kaderimiz kötü, öldük, bittik, yandı gitti bu ülke diyen, her konuyla ilgilenmesi gerekenden fazla ilgilenen, konuşarak, yazarak düzeltemeyeceği şeyleri sürekli düzeltebileceğine inanan çoğu insanın yazdıklarını okumuyorum. Kendilerini mutlu edemedikleri için, sürekli başkalarını mutsuz etmeye çalışan, sürekli bir kızılca kıyamet, var olma, yok olma paradigması içerisinde limandan limana insanları savuranlar Türk insanına en büyük kötülüğü yapıyorlar.

Bizler savaşa giderken türküler yakan, şen kahkahalar atan bir kavmin ahfadı iken, ölüme bile gülebilen bir toplum iken şimdi sürekli sızlanan insanlar olduk sayelerinde.

Köy yanarken saçımı taramak isterdim ve lâkin kafam tarak tutmayacak kadar kel. Buna karşın ruhum olmuş Rapunzel.

 

En Çok Okunanlar

Diğer Başlıklar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz