Neden Herkes Türk Değil Ki?

“Türklüğün büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti,
bundan sonraki inkişafı ile atinin yüksek medeniyet ufkundan
yeni bir güneş gibi doğacaktır.”
M. Kemal ATATÜRK 

Büyük hayallerin gölgesinde, bir tutam ferahlık bulmaya çalışan göğün evlatlarıyız biz. Tarihimiz, kültürümüz, şanlı, kutlu geçmişimiz, bizi çok önemli olduğumuz; o ataların, o imparatorlukların köklerini taşıdığımız için çok güçlü olduğumuz gibi bir yanılsamayla kutsuyor. O kadar ki gerçeği ve geleceği göremeyecek kadar geçmişte yaşıyoruz. Pratikte ben de tarihin puslu koridorlarında büyük ve görkemli uygarlığımızın izlerini aramakla mutmain olan bir şahsım. Ancak tarih okumanın geleceğe bir faydası olması gerekiyorsa, günümüzde Türk adının ve milletinin geleceğine zerre-i miskal faydası dokunması gerekiyorsa bunun için fikir değişikliği şarttır.

Herkesi Türk olarak algılamaya çalışmamak bunun birinci şartı. Eminim içinizden bu yazıyı okuyanlar şu an onların dinine sövdüğüm halde Müslüman olmadığımı düşünmekteler. Oysa hiçbir zaman herkesi Türk yapmak gibi bir gayretim olmadı. Zaten Türk olduklarına dair en ufak işaret ve delil bulunanların Türklüğünü ispata çalışmak dışında böyle bir gaye gütmüyorum. Kaldı ki herkes Türk olsa çok sıkıcı ve zor bir hayatımız olurdu. Zira geçmişimize sık sık bakıp öykünüyoruz; ancak günümüzde Türk olduğunu iddia edenler ve dışarıda Türk olarak sınıflandırılanların yaptıklarını gördüğümüzde fikir ve eylem ayrılığının en mükemmel örneği ile karşı karşıya kalıyoruz.

Toplumumuzun, görmemek için ellerimizle yüzümüzü kapattığımız halde, parmak arasından bakarak gördüğümüz kültürel, düşünsel ve ahlaki yozluğu karşısında herkesin Türk olmasını dilemek pek normal değil.

Bu arada birileri de çıkıp demesin, “yeter ulan toplumu aşağıladığın diye”, dertli gönüllere neşeli girişler yapan inanılmaz felsefi film Shrek’te söylenen bir özlü sözde olduğu üzere “eşşekle eşşeklik edilir.”

Hadi dönüp tarihten cevapları arayalım. Hun tanhusu Ki-ok zamanında, Hunlara asıl gücünü bozkırdaki hayat mücadelesinin verdiği, Hunların Çinlileşmesinin onun mahvına sebep olacağını söyleyen kimdir? Çin zulmünden Hunlara sığınmış devşirme Çinli baş danışman Chung Han-Yüeh!!!

II. Gök-Türk Hakanlığı’nın Çin’de doğup yetişmiş, Türk veziri Tonyukuk’un Türkleri yumuşatacak Budizm, Maniheizm gibi dinlerden uzak durulması yönündeki öğütlerini unutanınız, pardon hatırlayanınız var mı?

Türk devlet teşkilatlanmasının abecesini belirleyen ve Selçuklu siyasetinin bel kemiği olan Farısî Nizamülmülk, Fatih Sultan Mehmet döneminde Çandarlı’nın ortadan kalkmasından sonra, devleti sultanlarla beraber yöneten ve Türk Hakanlığını fersah fersah büyüten devşirme sadrazamlar, vezirler?

Hayır, buradan anladığınız gibi bir sonuca varmayacağım. “Kahrolsun neden hep yabancı kökenli veya yaban ellerde yetişmiş ikincil yöneticiler varmış” gibi bir isyanım yok. Burada sizinle bir normu paylaşmaya çalışıyorum. İşler iyi giderken Türk’e terslik yoktur. İl dağılır, töre bozulur, hem de sinsice, sessizce. Su uyur, Oğuz da ve doğal olarak Türk de uyur; ama düşman uyumaz. Kadere bakın ki, Türk’e yüksek medeni vasfını, teşkilatlanma becerisini, onu değerli kılan tüm unsurları ya bir devşirme, ya yabancı ülkede yetişip onlara dışarıdan bakabilen biri ya da bir sebepten Türk’e ünsiyet duyan bir yabancı hatırlatmak zorunda kalır.

Sahi neden herkes Türk değil? Kudretli Hun tanhuları zamanında, Hunları alaşağı edebilmek için giyim-kuşamdan, örgütlenme, savaşma ve hatta yaşama tekniklerine kadar Hunlara dair her şeyi kopyalayan Çinliler değil miydi?

Sultan Süleyman zamanında Frenk ülkesinde dans edilmesine dahi karışabilindiği, Avrupa’da “Türk gibi giyinilmesinin moda olduğu zamanlar”da; Balkanlar’da, Anadolu’da, Acem’de, Cezayir’de, Tunus’ta ve hatta Türkistan’da bilcümle Müslüman ahali yekten “Türk” diye adlandırılmıyor muydu? Konstaniyye’yi fetheden Sultan II. Mehmet zamanında, Türklerin atalarının, günümüzde şövalyelik ruhuyla eşleştirilen Troyalılar olduğunu yazan Katolikler nerede şimdi?

Herkes Türk değil artık. Çünkü güçlü değiliz. Dünya medeniyetine şanlı tarihimizden başka sunabildiklerimiz nelerdir? Teknoloji yarışında hangi sıradayız ya eğitimde veya paramız ne kadar değerli? Neden bilimin normlarını ve keşiflerini İsviçreli bilim adamları yerine Türk bilim adamları belirlemiyor? Kırşehir’in göbeğinde, Erzurum’un orta yerinde, Danişmendoğulları hâkimiyetinde gökyüzünü gözlemleyen, astronomi çalışan, astronomi kitapları yazan o âlimler neden 800 yıl öncesinden bir türlü zuhur edemiyorlar? 800 yıl yahu! Yeknesak olarak yarısı kadar süre daha devam etse belki Ay’a ilk çıkan bizler olurduk! 100 yılı tamamlamak üzere olan Cumhuriyetimizin ilk on yılında bir lira seviyesinde seyreden dolar neden şimdi uçtu gidiyor?

Uçak fabrikası olan, kendi imkânlarıyla araba dahi yapabilecekken at neslini ıslah etmeyi tercih eden, 1929 büyük buhranına rağmen üretim yapmayı başarabilen ülkemizde, koca yüz yılda uluslar arası camiaya kendini kabul ettiren mucit, bilim adamı, eğitimci, sanatçı sayımız kaçtır? Hadi geçmişimize, köklerimize ihanet edip unutalım. “Biz ilim-bilim bilmez idik, savaşçı ordu-millettik” diyelim. Türk ordusu güç sıralamasında dünya sathında kaçıncı sıradadır? Islıklı oku, tümen sistemini, askeri teşkilatlanmayı, kurt kapanı (Turan taktiği) gibi türlü savaş hilesini bilen, bulan; hattı değil sathı müdafa eden Türk ordusu bugün silahlarının yüzde kaçını kendi üretmektedir ve askeri açıdan teknolojik tehditlerin ne kadarını bertaraf edebilecek durumdadır?

Neden Türkleri, özellikle Türkiye Türklerini soydaşları arasında dahi sevmekten vazgeçiyor insanlar? Cevap basit: Güçlü, kültürlü, medeni, kaliteli değiliz arkadaşım. Uyvar önünde Türk gibi değiliz artık. Ne korkuyla, ne ilimle, ne parayla, ne ahlâkla, ne duruş-davranışla güçlü değiliz. Argümanlarımız tüm dünyanın bizi kıskandığı ve bu yüzden aslında gelişsek de, gelişemediğimiz, engellendiğimiz yönünde.

Büyük millet olmanın en önemli unsuru kültür sahibi olmaktır. Tarih okumanın bir faydası bunu anlamaktır. Karşılaştığı her kültürü özümseyip, kendi öz davranış biçimlerine uyar hale getiren dünyanın en geniş kültür havzasına sahip “Türk” adının kaderi bu mu olmalı?

Herkesi bırakın yüzyıllarca hüküm sürdüğümüz topraklarda bugün esamemizin okunmamasının bir sebebi var.

Kültür ihraç edemiyoruz. Atayurt Orta Asya’yı saymıyorum bile. 2000 yıl Güney Rusya’da, 1500 yıl Hindistan’da, 1000 yıl Mısır ve İran’da farklı adlarla da olsa hakim olmuş Türkler olarak bugün bu bölgelerde adımızdan kaç kişi haberdar? Kırım, Güney Azerbaycan, Türkiye’nin güney sınırındaki Türkmenler, Pakistan, Doğu Türkistan, Gagauzya, Ahıska vb. pek çok bölge bugün ne anlam ifade ediyor sözde “dünya siyasetine yön veren inanılmaz güçlü ülkemiz” için.

Oysa kültür ihraç edebilen, Türkçe’nin geniş bir coğrafyanın başından sonuna değin konuşulmasını sağlayabilen, Türk olmayı cazip hale getirebilecek kadar medeni, kaliteli olabilen insan güçlü olur. Her anlamda hem de. Bugün, Arnavutluk, Kosova, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve hatta Macaristan’daki; Orta Asya’da Türk adının alt şubesinde diye bildiğimiz halde kendilerini Kazak, Özbek ve Kırgız adıyla daha mutmain hisseden toplulukların bize baktıklarında görmesi gereken şudur:

“Türkler kaliteli ve medeni insanlardır. İyi olanı yer, iyi olanı giyer, iyi olanı içer, iyi olan dili konuşur. Bu halde biz de köklerimiz itibariyle Türk’üz o hâlde bunu dile getirmeli Türk gibi yaşamalıyız” demeliler. Türkçe konuşmak bir avantaj olmalı. Bundan binlerce yıl önce bütün dillere soktuğumuz “Ayran ve yoğurt” kelimesinin karşısında, pek çok ülkenin diline girmiş “televizyon, telefon” kelimeleri var. Demek ki ayranı ve yoğurdu medeniyete biz sunmuşuz, televizyon ve telefonu ise başkaları. Bu kadar basit değil mi aslında idrak etmek?

İnsanlar, bir millete; onun tarihine saygı duyduğu, tarihin tozlu raflarında güçlü olduğu için saygı duymaz. Bir millet saygın, güçlü, kültürlü olduğu için onun tarihine de saygı duyar. Olur ya biz göremeyiz ama bir gün bir bakmışsınız, hayalini kurduklarım olur. Türk adı kaliteyle, kültürle, medeniyetle eş değer olduğu o çağlara yeniden kavuşur. O zaman bir bakmışsınız, Bulgarlar, Macarlar, Finler, Arnavutlar, tüm Evlad-ı Fatihan ve bilcümle Türk köklü topluluk birden Türk hisseder ve Türk olur. Bir bakmışsınız Sümerliler, Etrüskler, Traklar, Frigler, Pelasglar gibi bugün “Asyalı” diye geçiştirilen toplulukların hepsi birden Türk olur. Kitaplar, makaleler yazılır haklarında, hem de yüzlerce.

Biz güçlü, kaliteli, medeni özlenilen Türk olalım yeter ki, bir bakmışız herkes Türk olur!

*Ayarsız Dergi Eylül 2018 sayısında yayımlanmıştır.

En Çok Okunanlar

Diğer Başlıklar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz