Sinemanın Bilinen Yüzü, Hatırlanmayan İsmi: Daniel Auteuil

Sinema seyircisi için bazı yüzler vardır. Başarılı rollerde onları izler takdir edersiniz; fakat iş oyuncunun ismini hatırlamaya geldiğinde gerçekten zorlanırsınız. Auteuil sinema seyircisi için böyle bir karakterdir. Daniel Auteuil tıpkı birçok başarılı Fransız gibi 24 Ocak 1950 tarihinde Cezayir’de doğmuştur. Sanatla ilgisi doğuştan genlerine işlenmiş olması muhtemeldir ki, annesi ve babası birer opera sanatçısıdır. Anne ve babası gibi opera sanatçısı olmayı istemesine ve hatta birkaç operette küçük rol almasına rağmen kendisini oyunculuk derslerinde bulur. Bu dersler sonucunda 1970 yılında Auteuil’e Paris yolu gözükür. “Les fargeot” isimli televizyon serileriyle ilk kez boy gösteren Auteuil’in Fransa’nın unutulmaz komedi dizilerinde rol aldıktan sonra ilk sinema filmi olan 1975 yapımı “L’Agression” ile aldığı kısa rolle sinema hayatına atılır. 1986 yapımı “Jean De Florette” aktörün hayatında bir dönüm noktasıdır. Bu filmdeki Ugolin rolüyle uluslar arası alanda tanınmaya başlayan bir yüz olur. Eleştirmenler tarafından oyunculuğu çok beğenilir. Başarısını sadece güzel eleştirilerle değil ödüllerle de süslemeyi başarır.

Ugolin rolü Auteuil’e 1987 de Akademi ödüllerinin Fransa’daki karşılığı olan Cesar Ödüllerinde en iyi aktör ve 1988 BAFTA ödüllerinde en iyi yardımcı aktör ödüllerini getirir.

Auteuil’in durgun ve ruhsuz olarak adlandırılan bakışlarının altında Fransız sinemasının erkek oyuncularına has üstün mimikleri hâkimdir. “Un coeur en hiver” filminde kendisini daha da göz önüne çıkartan Stephane rolüyle tekrar en iyi aktör dalında Cesar ödülüne aday olacak fakat bu sefer ödül İtalya’dan David Di Donatello ödülü olarak gelecektir. Bununla da kalmayıp aynı yıl Avrupa Film Ödüllerinde yine en iyi erkek oyuncu dalında ödülü alacaktır.

Auteiul için 1993’ten sonrası bir müddet bocalamayla geçer. “La Reine Margot” filminde Henri Di Navarre rolüyle büyük dikkat çekmesine rağmen hiçbir ödüle aday gösterilmez. Catherine Denevue ile birlikte rol aldıkları “Ma Saison Préférée” ve “Les Voleurs” filmleri ile oyunculuğunu daha da geliştirir.

2000 yılına kadar geçen süreçte Cesar ödüllerine beş kez aday gösterilmesine rağmen ödüle layık görülmez. Fakat bu arada “Sekizinci Gün” filmindeki rolüyle Cannes Film Festivalinde en iyi erkek oyuncu ödülünü alır. Harry rolüyle, kendisini uluslar arası anlamda bir basamak daha yukarı çıkaran bu filmde down sendromlu Georges ile hayatı gittikçe daha da kötü bir hal alan Harry’nin yedi günlük yolculuğunu ele alan film, seyircinin ruhuna dokunan bir film olmaktan da öte yaşamın ta kendisidir. Filmin sonundaki “sekizinci gün sadece georges vardı ve çok güzeldi” repliği akıllara kazınır. Bu filmdeki rolü Auteuil’i Fransız seyircisinin gözünde, Dustin Hoffman veya De Niro gibi karakter oyuncularıyla eşdeğer bir seviyeye taşır.

Takip eden dönemde 1997 ve 2001 yıllarında “Sade” ve “Ridicule” yapımlarındaki rolleriyle Fransa’nın bir diğer prestijli ödülü olan Lumiere ödüllerini kazanır. 1999’da bir diğer ses getiren filmi “The Lost Son” ile Bağımsız Britanyalı Sinemacılar tarafından en iyi aktör ödülüne layık görülür. Meşhur yönetmen Patrice Leonte ile çalıştığı “La Fille sur le Pont” (Köprüdeki Kız) filmi ise başarısını ödülle süslediği bir diğer etkileyici filmi olarak hafızalara kazınır. Bak Şu Konuşana’nın Fransız versiyonunda bebek Mikey’i seslendirerek iyi bir seslendirme sanatçısı olduğunu da gösterir. 2001 yılında çağdaşı Gerard Depardieu ile birlikte Jean De Florette’den sonra tekrar kamera karşısına geçer ve “Vidocq” isimli filmde rol alır.

Oynadığı roller ve seçtiği filmler dolayısıyla Fransız sinemasının kendine has sanat anlayışını dile getiren filmlerde yer almayı tercih eder. Şüphesiz uluslar arası sinema seyircisi açısından bakıldığında Gerard Depardieu ve Jean Reno gibi ünlü Fransız aktörler ilk olarak akla gelmektedir. Bununla birlikte Auteuil’i onlardan ayıran en önemli noktalarsa, mimiklerini kullanmadaki üstünlüğü ve özellikle drama dalında geliştirdiği cesaretli ve etkili oyunculuğudur. Fakat asla çok popüler bir aktör değildir.

N (Io e Napoleone) filminde Napolyon Bonaparte’ı canlandıran aktör komedi dizilerindeki gençlik performanslarını aratmaz. 2001 yılında Şanghay Uluslar arası Film Festivalinde, Yine Depardieu ile birlikte rol aldığı Le Placard isimli komedi filmindeki rolüyle aldığı en iyi erkek oyuncu ödülü de bunun bir diğer ispatıdır. Aktör 2005 yılında “Cache” ile tekrar Avrupa Film Ödüllerinde en iyi aktör dalında ödülü alır.

Kariyeri boyunca 11 ödül kazanır ve 14 kez de en iyi aktör dalında aday gösterilir. Auteuil gerçek manada rolünün hakkını veren bir isimdir. Romantik komedilerden, suç ve gerilim filmlerine, oradan dram ve hatta sınırlı olsa da aksiyon filmlerine kadar uzanan geniş bir yelpazesi vardır. Bu açıdan Ekim ayında gösterime girecek MR73 isimli filmindeki rolünün de dikkate değer olduğu ve izlenmesi gerektiği bir gerçektir. Bu filmdeki performansını izleyerek en azından bu sefer yüzünü ezbere bildiğimiz bir oyuncunun ismini de hatırlayabilmek ve ona hak ettiği değeri gösterebilmek için bir gayret göstermiş oluruz.

* Bu yazı e-dergi olarak çıkan Sinemalife Ekim 2008 sayısının Zoom Aktör bölümü için kaleme alınmıştır.

En Çok Okunanlar

Diğer Başlıklar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz