“Özgürlük, daha iyi olma şansından başka bir şey değildir.”Albert Camus
Çok fazla ayrıntı vermeden kısaca kitabın konusundan bahsedeyim; Devlet memuru olan kahramanımız Golyadkin bir gün masasının karşısında kendisini görür. Romana adını verdiği gibi bu Golyadkin’in “Öteki benliğidir” roman boyunca mücadelelerine tanık olursunuz. Dostoyevski’nin kendi karakterlerini bu kadar kusursuz bir şekilde okuyucuya hazmettirmesinin bir sonucu olarak, kitabı okurken Golyadkin’le bütünleşmeniz an meselesidir. Burada asıl anlatılmaya çalışılan bir şizofreni hikayesi midir? yoksa bir insanın kendini kandırmaya çalışmasının psikolojik eleştirisi midir okurken siz karar verebilirsiniz. Ancak her ikisinin de doğru olabileceğini ve rahatlıkla bu iki olguyu birbirine bağlayabileceğimizi düşünüyorum. Öteki’nin bir çok kitap ve filme ilham kaynağı olduğuna da inanıyorum. Özellikle Palahniuk’un Dövüş Kulübü adlı romanı ve romandan uyarlanan filmde, tanıttığım romanın teması bariz şekilde parlamaktadır. Geleceğe etkisini bir kenara bırakırsak, Dostoyevski’nin psikiyatrik bozuklukların henüz tam olarak tanımlanamadığı bir dönemde, insan psikolojisinin derinlerinde yatan ahrazlara ilişkin yapmış olduğu olağanüstü betimlemelerin varlığı tek kelimeyle olağanüstüdür. Bir yazarın, kendi içine bakmaksızın bunu yapamayacağından hareketle uzun yıllar Dostoyevski’nin ruh durumu eserleri ile birlikte tartışılagelmiş, kendisine bazı yakıştırmalarda bulunulmuş veya eserlerinden çok karakterinin incelemeye tabi tutulduğu anlar olmuştur. Esasında Dostoyevski insan doğasını çözümlemiştir. Örneğin her insanın içerisinde bir miktar Golyadkin vardır. Belki bizatihi ikizinizle karşılaşmıyor olabilirsiniz, ancak Öteki romanında da ikizi ile bizatihi karşılaştığını düşünen tek kişi Golyadkin olduğundan, her aynaya bakışımızda bir Golyadkin saklanmış olma ihtimali çok yüksektir. İnsan hayatında süregelen bazı travmaların; romanın yazıldığı dönemde, derinliğine nüfuz edilememiş psikiyatrik bozuklukları tetiklemesinin bir örneği aynı zamanda bu eser. Nihayetinde aslında Golyadkin’in psikolojik olarak normal olmayan davranışlar sergilemesini, etrafındaki diğer karakterlerin kurgunun temelini sağlam tutmak için sanki gerçekten ikinci bir Golyadkin varmış gibi davranmasını garipsememek lazım. Kaldı ki, Golyadkin’in hikayesini dışarıdan anlatmasına rağmen, aslında roman boyunca algılanan gerçeklik 9. dereceden devlet memuru Yakov Petroviç Golyadkin’in kendi küçük dünyasında algıladığı gerçekliktir. Yani Golyadkin öyle düşündüğü için, diğerleri ikinci bay Golyadkin’i görmektedir.
Öteki Golyadkin, bir ihtiyaçtan mı, yoksa bir travmadan mı doğmuştur bunu roman boyunca idrak edemeyebilirsiniz. Belki de roman kahramanının kendi yapamadığı şeyleri yapabilen ikinci bir benliğe ihtiyacı olmasının sonucudur diyerek geçiştirebiliriz. Romanda sergilenen ruh bozukluğunun, sınır kişilik bozukluğu, şizofreni ya da ilgiye dayalı kendini kandırma olduğunu da iddia edebiliriz. Kesin olarak söylenebilecek ise Dostoyevski’nin iç dünya tanımlamada ve bunu okuyucusuna algılatmakta muhteşem bir dehaya sahip olduğu gerçeğidir. Ürpertici, zaman zaman ise komik, konusu itibariyle ise eşsiz bir klasik okumak isterseniz, bu zamana kadar klasiklerden uzak durduysanız, belki de klasik romanlara uzatacağınız ilk zeytin dalı “Öteki” olmalıdır.
İkinci Bay Tamer’den en iyi dileklerle…



