Yeniden Programlama

Geçenlerde akıl defterimi karıştırırken, Microsoft firmasının 2016 Eylül’ünde açıkladığı bir haberi not aldığımı gördüm. Microsoft, kanser hücrelerine bilgisayar virüsü gibi yaklaşarak, bu virüsleri yeniden programlayarak kanser hücrelerini değiştirme yolunda çalışmalar yaptıklarını anlatıyor. O dönem araştırmayı derinleştirerek, Google ve IBM’in de bu konuda daha önce başlatmış olduğu çalışmalar olduğunu öğrenmiştim.

Kanser hücrelerine birer bilgisayar virüsü gibi yaklaşarak bu sorun çözülebilir mi?

Teknik uzmanlık sahibi olunmayan alanlarda ahkâm kesmek ne yazık ki doğru değil. Ancak bunun olabilirliğinin her zaman tartışmaya açık olması gerek. Bilimsel konularda, kurgusal referanslarla hareket etmek ne radde doğru olur kestiremiyorum velâkin bilim-kurgu denilen şeyin, bugün insanlığın teknolojik gelişmesi adına bir harita çizmiş olduğu ve bundan yıllar önce bilim-kurgu olarak yazılan veya filmi çekilen çoğu şeyin günümüzde hayatın bir parçası olduğunu takdir edebilenler vardır.

Matrix filminde Ajan Smith namlı sistemi koruyan bilgisayar yazılımı, sisteme kaçak hat çekip bağlanan insanları “dünya gezegeninin kanseri” olarak tanımlıyordu. Hatta daha da ileri giderek, bulunduğu yere yerleşip orada ki kaynakları tüketen diğer bir organizma türünün “virüsler” olduğunu belirterek, insanlar ve virüsler arasında onulmaz bir bağ kuruyordu.

Gezegeni bir yana bırakmadan virüs müyüz sorusuna cevap vermek mümkün değil. Sağlıksız beslendiği için öbür dünyada organlarının kendisinden davacı olacağına iman eden insanların, bütün kaynaklarını tükettiği, envai çeşit çöp ile her yerini kirlettiği, bırakın dengesini bozarak dünyanın öbür tarafında yaşayan Etiyopyalı birinin hakkına girdiğini düşünmeyi, komşusuna verdiği rahatsızlığı dahi umursamadığı bir dünyanın (üstelik bir nimet olduğunu bildiği halde) kendisinden davacı olabileceğini düşünmek istemiyor insan.

Ha inanç penceresinden bakılmak istenmiyorsa dahi, gezegende yaşam koşullarının sürekliliğini sağlayamadığımız, kendi felaketimizi veya kıyametimizi kendi ellerimizle hazırladığımız aşikar.

“Sayın Yazar, bu ne hassasiyet, ne duyarlılık, herkes böyle davranıyor,” diyebilecek insanların virüs olmama ihtimali yok. Evet, hassas olmalıyız. Madem kanser hücrelerinin yeniden programlanarak ortadan kaldırılması bir ihtimal olarak dahi mevcut, o zaman bizler de kendimizi yeniden programlamalıyız. Önce şahsımızı, sonra çevremizi, sonra toplumumuzu ve nihayet dünyamızı hasta eden bir virüs olmamayı öğrenelim.

İnsan olmanın dahi iki farklı anlamı var. Kökümüzü tek başına nisyânda yani unutuşta değil, onunla birlikte ünsiyette yani tanış olmakta arayalım. Hafıza-i beşer nisyanla maluldür* diyerek, unutkanlıklarımıza perdeler çekip bahaneler üretmeyelim. Yunus gibi “gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim bu dünya kimseye kalmaz” diyerek sonsuza kadar yaşayacakmış veya bizden sonra gelecek nesillere “bulduğumuz gibi bırakmakla” mükellef değilmişiz gibi davranmayalım.

Kimbilir belki kanser hastalığıyla son dönemde bu kadar sık karşılaşılıyor olmasının asıl sebebi, kendimizi yeniden programlayamıyor oluşumuzdur. Saçma gelmesin sakın, ehli bilir her şey birbiriyle bağlantılıdır.

Gelin kendimizi yeniden programlayalım!

*İnsan hafızası unutuşla sakatlanmıştır.

En Çok Okunanlar

Diğer Başlıklar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz