Dünyanın en eski halkı olmak. Bu iddianın tarihi vesikalar içerisinde değerlendirildiği en mühim örnek muhakkak ki, Cicero tarafından kendisine “Tarihin Babası” unvanı verilmiş olan Herodot’un Tarih adlı meşhur eserinde yer almaktadır. Herodot’un eserinin ikinci kitabının ikinci bölümünde Psammetik’in Frigyalıları dünyanın en eski halkı olarak ilan ettiğinden bahsedilir. Metinde bu konuda Mısırlılar ile Frigyalılar arasında bir iddialaşma olduğu belirtilir.
Psammetik zamanından önce en eski halk olduğunu iddia eden Mısırlıların, Psammetik’in gelişiyle bu iddiasından nasıl vazgeçtiği anlatılır. Herodot’un aktardığına göre Psammetik dünyanın ilk halkı olan insanları nasıl tespit edeceğini bulmak üzere bir çobana rastgele iki çocuk verir. Bunların yanında konuşulmasını yasaklar. Amaçladığı şey bu çocukların ağzından çıkacak ilk kelimedir. Bu kelimeden yola çıkarak dünyanın en eski halkını bulacağını düşünür. Çocuklar iki yıl sonra çobanı gördüklerinde “bekos” diye bağırırlar. Bunun haberini alan Psammetik herhangi bir şeye bekos diyen insanların kim olabileceğini araştırır ve Frigyalıların ekmeğe bekos dediğini öğrenir. Bu hâl üzerine Frigyalılar dünyanın en eski halkı ilan edilir[1].
Aktarılan bu hikâye pek çok yönden bir ilk çağ bilmecesinin anahtarı konumundadır. Zira bu hikâye bir şekilde yolumuzu İskitler’e ve oradan da M.S. 10. Yüzyılın Oğuzlarına götürebilecek anahtar olay ve kelimelere sahiptir. Herodot tarihinde, Frigyalılar ile Mısırlılar arasında olduğu iddia edilen tartışma, Justinus’un Epitome of the Philippic History of Pompei Trogus adlı eserinde şu kelimelerle hayat bulur: “Her ne kadar İskitler ve Mısırlılar arasında soyun eskiliği konusunda çok uzun bir çekişme olmuşsa da İskitlerin soyu en eski olmuştur.”[2]
Bu noktada birbirine çok benzeyen hikâyeler arasında eksik olan bağlantıları kurabilmek için milattan sonraki 1073 yılına ve Kaşgarlı Mahmut’un Abbasi Halifesine takdim ettiği Divan-ı Lügati’t Türk adlı eserine uzanmak gerekiyor. Kaşgarlı Mahmut’un sözlüğünde “ebek” kelimesinin anlamı olarak “çocuk dilinde ekmeğin adı” tanımı verilmektedir[3].
Bu veriyi incelerken eserinde Oğuz Türkçesine dair kelimelerden bahsedilmekte olduğu, bu eserin sunulduğu tarihte Oğuz Türkleri olan Selçukluların yükselişte olduğu bilgisini akılda tutmalıyız. Bilindiği üzere –os eki Eski Yunan dilinde sıfat, belirtme ve çoğul eki olarak kullanılan bir ektir. Bu ekle birlikte yazılan kelimeler dilimize geçerken bu –os eki okunmamaktadır. Bu noktada “ebek” kelimesi ile “bek.os” kelimesinin üstelik anlam bakımından aynılığı göz önüne alındığında aynı kelime olduğu yönünde kuvvetli bir karine olduğu ortadadır. Bu noktaya kadar geldiğimizde Frig dilindeki bek.os (muhtemelen o dilde “bek”) kelimesi ile Oğuz Türkçesinde yer alan “ebek” kelimesinin, İskitler ile ne bağlantısı olduğu sorulabilir.
Etnonimler zaman zaman araştırmacıyı içinden çıkılmaz bir labirente sokabileceği gibi, zaman zaman da karanlıkta kalmış noktaları aydınlatmakta mahirdir. Prof. Dr. Taner Tarhan’ın “Aşguzay/İskit” aynılığından yola çıkarak vurgulamış olduğu İskitlerin Oğuzlar olma ihtimali ile ilgili Kazak akademisyen Zaur Hasanov daha kapsamlı ve ikna edici deliller sunmaktadır. Eski Yunan dilinde “t” ve “h” sesleri yan yana geldiğinde “z” olarak okunduğunu belirten Hasanov, Rusça’da “Skif”, İngilizce’de “Skythes” olarak beliren kavramın Türkçe doğru okunuşunun “Skuz” olduğunu akademik olarak, dil bilim ilkeleri doğrultusunda açıklamaktadır.[4]
Bu bağlamda Genel Türk Tarihi alanında kıymetli eserler veren Prof. Dr. Osman Karatay’ın son zamanlarda kaleme almış olduğu farklı farklı makalelerde Oğuz-İskit etnoniminin benzerlik hatta aynılığı üzerinde durulmalıdır. Zira bu benzerlik, işbu yazımızın konusu olan dünyanın en eski halkı bilmecesinin ve Frigyalılar ile İskitler’in aynı toplum olabileceğine dair önemli delilleri incelemeyi gerekli kılar.
Mehmet Turgay Kürüm’ün Türkler Ansiklopedisinde de yayınlanmış Futhark Alfabesi ile ilgili makalesinde İlk dönem Frig rünik yazısı ile İskitçe rünik örneklerin karşılaştırılmasından yola çıkarak bu iki uygarlık arasında kurduğu bağ, “bek”, “ebek” kelimesi benzerliği ve Yunan tarihçi Herodot ile Latin tarihçi Justinus’un eserlerinde canlanan meselin aynılığı arasındaki bağı kuvvetlendirmektedir.
Dünyanın en eski halkı kimdir sorusuna dönecek olursak; eski çağ tarihçilerinin aktardığı bilgiler doğrultusunda bir tarafta Mısırlıların olduğu bilgisi kati olmakla birlikte diğer tarafta kim olduğu hususunda iki kuvvetli karine oluşturulabilir. Ya Frigyalılar ve İskitler aynı halk olup, farklı coğrafyalarda, farklı etnonimlere sahip olmuşlardır ya da bu halklardan biri, diğerinin efsanelerini, mesellerini ve hatta dillerini miras olarak bakiye almıştır.
Fakat bütün bu tartışmayı Psammetik adlı Mısır Firavununun ilginç sosyal deneyinin gayri bilimsel deliline dayanarak yapabilmek mümkün değil. Aslında iş bu yazının amacı da dünyanın en eski halkının bilgisine ulaşmaktan ziyade, tarihi vesikalarda aktarılan hikâyelerin benzerliğinden yola çıkarak bu anlatıların izlerini takip edip, aynı tarihlerde geniş bir coğrafyaya yayılmış olan farklı etnonimlere sahip tek bir halkın varlığına ulaşmaktır. Eldeki deliller henüz bunu söyleyebilmek için çok erken. Ancak bu konuda araştırmaya devam etmek için yeterli delil olduğunu söylemekten de geri durulmamalı.
10.11.2018
[1] Herodotos; Tarih, II. Kitap, 2. Bölüm, s.117.
[2] İlhami Durmuş; İskitler, s.161-162.- Justinus; Epitome of the Philippic History of Pompei Trogus, Kitap 2, Bölüm 1.
[3] Kâşgarlı Mahmud; Divanü Lûgat-it Türk, Türk Dil Kurumu Yayınları, Birleştirilmiş Birinci Baskı, Cilt I-II-III, Çev; Besim Altay, Sf. 68
[4] Zaur Hasanov; Çar İskitler, Akt: İlyas Topsakal, Türk Dünyası Araştırma Vakfı Yayınları, İstanbul, 2009, s.103-109.
*Eski Çağ Araştırmaları Dergisi’nin Aralık 2018 sayısında yayımlanmıştır. Okumak için;
https://www.academia.edu/37764626/Eski%C3%A7a%C4%9F_Ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1_Dergisi_Kas%C4%B1m_8._Say%C4%B1s%C4%B1



