İki Film Arası Dokuz Kısa Animasyon

Matrix filmi 1999 yılını kasıp kavurduktan sonra izleyicinin aklında o kadar çok soru kaldı ki, ikinci filme uzanana kadar geçen arayı değerlendirmek isteyen yapımcılar bu boşlukları kısa filmlerle doldurmayı akıl ederek çok dikkat çekici ve beğenilesi bir eserler bütünü ortaya çıkarttılar. Dokuz filmden oluşan ve Animatrix adı verilen bu seçki de animasyonun birçok farklı tadını ve heyecanı izleyiciye yaşattılar. Bu dokuz kısa filmi kısaca anlatarak geçmek istersek sanırım ilk sözü “Osiris’in Son Uçuşu’na” vermek yerinde bir hareket olacaktır. Bu kısa filmle birlikte izleyicinin aklına şöyle bir şey yerleşmişti: “Aslında bütün Matrix filmi tıpkı bir Final Fantasy gibi çekilse de olurmuş.” Özellikle görselliğin ve animasyonun o dönem ki zirvesinde olan bu kısa film sizi zaten daha en başında neyle karşı karşıya olduğunuz konusunda uyarır. Takip eden iki film “İkinci Rönesans” ismiyle iki bölüm olarak hazırlanmış olup Matrix’in nasıl ortaya çıktığını belgesel tadında gösterir. Bu animasyonlardaki kronolojik ilerleyiş seyircinin kafasındaki çoğu soruyu bertaraf etmekle kalmayıp sanki bu olaylar gerçekten yaşanmış havasına sokmayı da başarır. Dördüncü film olan Program bizi klasik bir japon animesinin tarzıyla Matrix’in içinde muhakeme ve seçim gerektiren bir arayışa sokar.

İzleyici; “Bir Dedektif Hikayesi”nde Animatrix boyunca ilk filmden görebileceğimiz tek karakter olan Trinity’le karşılaşıp farklı bir hikayeyle tanışır. “Ötesi” ile Akira’dan da tanınan Koji Morimoto’nun bir animesiyle matrix içerisinde yol almaya devam edilir. “Mezuniyet”te ise belki de Matrix’e dair en önemli ipuçlarından biri bir cümleyle kucağa bırakılır: “Yapay bir zihne tüm gerçeklik sanal gelir”.

“Dünya Rekoru” isimli sekizinci filmle Matrix’in insanlara hazırladığı sınırların ötesine farklı yollardan çıkıp geçerek Matrix’in dışına çıkılışın hikayesi aktarılır. Dokuzuncu ve son film olan “Çocuğun Hikayesi” ile ikinci filmde Neo’nun başına bela olan yapışık çocuğun hikayesiyle Animatrix serisi sona erer. Özellikle dokuzuncu filmin son kısmı Matrix gerçek hayat yanılgısına çok enteresan bir nokta koyar.

İlk filmin DVD ekstralarındaki manga çizimlerinden köklerini alan Animatrix serisi animasyon tarihinde konsept, kurgu, felsefe ve animasyon açısından hem türe sağlam bir soluk getirmiş hem de Matrix’e dair birçok kafa karıştırıcı ayrıntının pürüzünü giderir. Bu çalışma açısından en önemli detay ise dokuz kısa filmin farklı yönetmenlerin elinden çıkmış olması ve İkinci Rönesans filmini tek bölüm sayarsak sekiz farklı üslup ve teknik altyapısının farklı olmasıdır. İki film arasında ki sorulara cevap veren animasyonların senaryolarının Wachowskilere ait olduğunu ve bütün bu seriyi hayranı oldukları anime sanatçılarıyla hazırlayarak Ghost In the Shell’den kalan esinlenme borcunu ödemeye çalıştıklarını da not düşmek gerekir.

Eğer Matrix üçlemesini izleyip bugüne kadar Animatrix’i izlemediyseniz inanın bütün seri boşa gider. Çünkü sadece sorular için değil farklı tarzları, kafayı allak bullak eden kurgusu ve hayran bırakan görselliğiyle dahi başlı başına izlenmeye değer bir eser.

* Bu yazı Sinemalife Dergisi Ocak 2009 sayısında Uçurtma İpi adlı köşede yayımlanmıştır.

En Çok Okunanlar

Diğer Başlıklar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz